Karadan denize doğru yol aldı minik bal arısı. En renkli çiçekler, en şekerimsi polenler nerededir diye uzun uzun etrafa bakındı. İnsanoğluna faydalı olabildiği için ne kadar kıvanç duyuyordu. Bir petek bal yapıp lafı balla sonlandırmanın bile keyfi ayrı idi. Bal ve tarçını karıştırıp ortaya sıcacık bir Osmanlı çayı sunmak işçi arıları şenlendirirdi, değme keyfime dercesine. Kraliçe arının kovanda yolculuğu, işçi arıların bal mumu üretirken emeğinin karşılığını almak her birinin simasından sevinçle okunurdu.

     Uzaklara doğru uzandı bal arısı. Minicik keskin gözleriyle yaylaları süzdü. Çiçeklerin taç yaprakları: “Önce beni kokla, balını benle tatlandır altın sarısı arıcık!” diye sesleniyordu. Heyecanla atan yüreğiyle karadan denize bir serüven başladı. İnsanoğlu için bir kavanoz balın hayalini umut etti şu anda. İnsanlık uğruna aklına bir söz takıldı o anda:

     “Sabahlarımızı renklere boyayacak insanlara ihtiyaç var şu dünyada.”

                                                                           Cemal Süreya

     Minicik bir kelime bile onun çehresine renk katıp kanlı canlı bir arı yapabiliyordu. Gümüşhane ve Rize yaylalarını gözüne kestirdi bal için. Balmumu, polen, petek balı, arı sütü, çam balı, bahar balı, balözü, bal şurubu, …… her biri hayalinde canlanıverdi bala dair ufacık kelime dünyasında. Karadan denize yol aldı sevimli bal arısı. Giresun’un fındık bahçelerinden uzanıp ballı meyvelerle coştu da coştu. Biraz da Karabük ve Kastamonu’ya selâm yollamasını ve Bartın Çayı’nda dolaşmasını tembihledi arkadaşları lakin ipincecik bacakları oraya kadar uçamazdı, mini mini kelebek hafifliğindeki sarımtırak kanatları da sarımsı benzine bir yorgunluk katmıştı. Hanımeli çiçeklerinin kokusu başını döndürdü. Küçükken hiç hanımelinin beyaz taç yaprakları içindeki sarı poleni koklayıp burnunuz sarımsı renge boyandığı anda tam ortasındaki ince boruyu çekip bal özünü tattınız mı? Minicik o bal özü nasıl mutlu ederdi çocuk kalbini. Çocukluğumuzun bal tadındaki favori çiçeğiydi hanımeli. Kokusu akşam vakti uzaklardan sizi kendine çeker ve o ortasındaki minicik, bir damlacık bal damlası için sokakta sıraya girerdik. Etraftaki bal arılarının kızgın vızıltısına inat o balı cesurca çekip diline dokundurana da hayran kalırdık. Mis gibi hanımeli toprak testiye konuk olunca, odanın her köşesine buram buram koku saçıp tüm kolonyaların tahtını ele geçirerek baş tacı edilirdi. Hanımeli bitkisinin yapraklarını keçilerin pek sevdiği bir yiyecek diye biliriz. Yaprakları keçilerin, poleni arıların, ortasındaki borumsu görünümdeki tatlı kısmı da çocukların hakkı olsa gerek.

     Akasya, ıtır çiçeği, kamelya, manolya, krizantem, Nevruz çiçeği, papatya…   Hepsi arkadaşı gibiydi bal arısının. Daha birçok çiçek ismi duymuştu hanımeli çiçeğinin etrafında dolanıp kendisiyle yarışan küçük çocuklardan: aslanağzı, adaçayı, açelya, dağ sümbülü, defne, ebegümeci, Çingülü, küpe çiçeği, horoz ibiği, inci çiçeği,….. Herkesin ilgi alanı farklıdır ya hani, onun da ilgi alanı çiçeklerdi bir demet ansiklopedi ve bir buket bilgi tadında. Ege Denizi ve Karadeniz arasında zikzak çizip dururdu çalışkan işçiliği. Böyleydi bal arısının düşünceleri. Ve aklına Shakespeare’in bir sözü geldi: “Düşüncelerin neyse hayatın da odur. Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.”

     Seviyordu düşüncelerini ve değiştirme taraftarı değildi bal kokulu dünyasından. Çocukların çok sevdiği çizgi film ‘Arı Maya’ aklına geldi. O da Arı Maya gibi yardımsever, dost canlısı, çalışkandı aslında. İyiliğini sessizce, gösterişten uzak yapıp sevincin peri tozunu bırakarak pır diye uçmayı severdi.

     “Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin.

       Zira bülbül güle, karga çöplüğe götürür.”

                                             Mevlana

     Güzeldi Mevlana’nın her bir kelimesi. Mesuttu şu anda güzel çiçek dalları ve arı arkadaşlarıyla. Sivrisinek ve eşekarısına uzaktan bir merhaba deyip candan dostlarını da samimiyetle kucaklamayı öğrenmişti güzel / yaşanmış tecrübelerinden. Karadan denize… İç Anadolu’dan adalara ve Ege Denizi’nden Karadeniz’e… En çok da hanımelinin mis gibi kendine özgü kokusuna sevdalanmıştı. Küçük Prens kitabını okuyanınız var mı? Muhakkak okuyan vardır, okumayan da hemen okumalı diye düşledi bal arısı. Yediden yetmiş yediye herkes sevmişti Küçük Prens’i ve kitap raflarında klasiklerin baş tacı idi.

     “Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir.” (Küçük Prens)

     Ah o dikkatsizlikle bakmadan, güzelliğini fark edemeden yanından geçtiğimiz bitkiler… Bir arının gözünden bakmalı minicik saksı güllerine ve çiçeğimizle konuşmaya vakit ayırıp değer vermeli pırlanta zamanımız için. Yer ve zaman, kişi ve olay şu an önemsizdi onun için. Mekân mı? : Karadeniz’in eşsiz yaylaları. Zaman mı? : Ağustosun en güzel vakti.

      “İnsan bazı günleri kitapların arasında saklayıp kurutmak istiyor.”

                                                                      İsmet Özel

     Özel günleri kitapların arasında kurutmak… Ne hoş bir fikirdi bu sözün altındaki mecazın manası. Bir tutam fesleğeni kitap arasında kurutmak yerine Bal Bayramı, Mesir Macunu Şenliği, Şeker Bayramı, Bal Festivali, Reçel Yarışması, Çikolata Şenliği, Pasta Partisi, Arı Günleri, Çalışkan Arılar Derneği,…… gibi birçok özel günü ballı yemek tarifi kitabının arasında saklayabilirdi o da.

     Bal arısının pır pır uçuşan kanatları ve pırıltılı bakışı yaylaları / ovaları şenlendirdi. Buseden bir gül gibi Hakk’ın yolunda ballandı insanoğlunun sözcükleri. Sohbeti ballandırıp sözü balla bitirmenin lezizliği bile yegâne idi.

      Bal tadında enfes bir yayla sofrası, bal arısının kraliçe arıyla düellosu, balmumunun şeffaf güzelliği, arı sütünün çocuklarımızı gürbüzleştiren sağlıklılıkta tadı ve daha birçok armağan çoğaldı insanlığın gözünde. Çiçeklerin arasından göz kırptı bal arısı. İşte tam da arzuladığı bir tabloydu. Arı Maya gibi bir çizgi film kahramanı hissediverdi kendini. İnsanlık baldan bir petekti artık. Bal tadında sohbetler, arı kuşlarının cıvıltısı, bahar kelebeklerinin renk cümbüşü ile ışıltı yaymıştı yaylalara. Sözünü balla kesmeden , bal tadında, petek petek süzülen kalplere ballı bir gelecek diledi çiçekler.

 



Слушать радио Uzbek_4U


Powered by OrdaSoft!