Fiillere “-an, -en, -ası, -esi, -maz, -mez, -ar, er, -r, -dık, -dik, -duk, -dük, -acak, -ecek, -mış, -miş, -muş, -müş” eklerinin getirilmesiyle yapılırlar. Çoğu zaman sıfat görevinde kullanılırlar. Varlıkları niteledikleri için sıfat, yan cümlecik kurdukları için de fiil sayılan kelimelerdir.

“Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları…”
“Onda ne yakası açılmamış küfürler vardır.” cümlelerinde “zincirlenen” ve “açılmamış” kelimeleri sıfat fiildir.

     Sıfat-fiil eklerinden “-dik” ve “-ecek” ekleri çoğu zaman kendinden sonra iyelik eki alarak kullanılır:
“Senin gittiğin o yollardan biz yıllar önce döndük”
Öleceğin saati bilir misin?” cümlelerinde altı çizili sıfat-fiiller iyelik eki almıştır.

     Bu ekler aynı zamanda sıfatla hiç ilgisi olmayan kullanımlarda da görülür. Bu, daha çok dolaylı anlatımlarda görülür.

“Kalbimi sana verdiğimi bilmiyor musun?”
“Onların da bu hallere düşeceğini tahmin edemezdim.” cümlelerinde sıfat fiil ekleri sıfatla ilgisi olmayan bir kullanımda görülüyor.

     Sıfat fiiller niteledikleri isimler düştüğünde onların yerine geçebilir.

“Halktan aldığını yine halka veren işletmeler kurmalıyız.”

“El öpenlerin çok olsun.” cümlelerinde altı çizili sıfat fiiller ismin yerine geçecek şekilde kullanılmıştır.

     Kimi zaman sıfat fiiller çekimli fiillerle karışabilir.

“Gideceğim bu diyardan…”
“Gideceğim herkes tarafından biliniyordu.” cümlelerinde “gideceğim” kelimelerinin yazılışları aynıdır. Ancak birincisinde “Ben gideceğim” ifadesi olduğundan çekimli fiildir. İkincisinde ise “benim gideceğim” anlamında olduğundan, yani fiilin sonunda iyelik eki kullanıldığından sıfat fiildir.

     Fiilden türeyip sıfat olan her kelime sıfat fiil veya zarf fiil değildir.

“Solgun yüzler görmekten bıkmadın mı?” cümlesinde “solgun” kelimesi “sol-” fiilinden türemiştir. Burada sıfat görevi yapsa da sıfat fiil veya zarf fiil değildir. Çünkü sıfat fiil ve zarf fiilde fiil anlamı devam ettiğinden olumsuz şekilleri de kullanılabilir. Biz bu sözü “sol-ma-gun” şeklinde kullanmayız.

   “Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş    
    Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş.
    Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor,
    Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor...”