Gerçek ve Mecaz Anlam

     Bir kelimenin söylendiğinde akla gelen ilk anlamına gerçek anlam denir. Bu, kelimenin temel anlamıdır. kelimenin, gerçek anlamından tamamıyla uzaklaşarak kazandığı anlama ise mecaz anlam adı verilir.
     "Esmek" kelimesi, "Dağlardan ssoğuk bir kış rüzgârı esiyor."cümlesinde gerçek anlamıyla kullanılmıştır. Burada "havanın bir yönden bir yöne akması" ifade edilmektedir.
     "Bu yolculuk fikri nereden esti?" cümlesinde "yapılması önceden düşünülmüş olmamak, bir şeyi aniden yapmaya karar vermek" anlamında kullanılmıştır. Bu. kelimenin gerçek anlamından uzak olan anlamıdır. Dolayısıyla "esmek" kelimesi bu cümlede mecaz anlamıyla kullanılmıştır.
     "Şehrin geniş caddelerinde bir süre yürüdük." cümlesinde "geniş" kelimesi gerçek anlamda kullanılmıştır. Çünkü kelime bu cümlede "eni çok olan, enli" anlamında kullanılmıştır.
     "Antalya gibi turistik bölgelerde yabancı dil bilen gençler için geniş iş imkanları vardır." cümlesinde "geniş" kelimesi ise mecaz anlamda kullanılmıştır. Çünkü kelime, bu cümlede "eni çok olan" anlamında kullanılmamıştır. Yeni bir anlam kazanmış, "çok" anlamında kullanılmıştır.
     "Düğmeyi dikmek için beyaz, ince ip gerekiyor." cümlesinde "ince" kelimesi "boyut olarak benzerlerinden daha dar ve kalınlığı az olan" anlamında kullanılmıştır. Yani "kalın" kelimeninün karşıtı anlamındadır. Bu, gerçek anlamdır.
     "Doğum gününde ona çiçek alman ince bir davranıştı." cümlesinde ise gerçek anlamından uzaklaşmıştır. Burada "zarif, kibar" anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla bu cümledeki "ince" kelimesi mecaz anlamıyla kullanılmıştır.

Yan Anlam (Yakıştırmaca Anlam)

     İlk başta bir varlık ya da kavramı karşılayacak biçimde kullanılan kelimelerin, gerçek anlamlarından uzaklaşarak kazandığı diğer anlamlara yan anlam denir.
     "Kolumda dayanılmaz bir sızı vardı." cümlesinde "kor kelimesi, "insan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm" anlamında kullanılmıştır. Bu. kelimenin gerçek anlamıdır.
     "Pencerenin kolu elimde kaldı." cümlesinde ise "kol" kelimesi, yan anlamıyla kullanılmıştır. Burada kol kelimesi, insan organından hareketle, benzerlik ilişkisiyle oluşturulmuştur.    
     Cümlede mecazlı anlatım değişik yollarla sağlanır. Bu yollar arasında "dolaylama, ad aktarması, istiare, kişileştirme, konuşturma, kinaye ve tariz" sayılabilir.
     a. Mecaz-ı mürsel (ad aktarması): Günlük konuşmalarımızda bir varlık ya da kavramı anlatırken bazen o varlık ya da kavramı söylemez, onun bir özelliğini ya da bir parçasını söyler, böylece o varlık ya da kavramı anlatırız. İşte benzetme amacı olmaksızın bir kelimenin yerine başka bir kelimenin kullanılmasına ad aktarması adı verilir. Buna mecaz-ı mürsel ya da düz değişmece denir.
     "Babamı cepten arar mısın?" cümlesinde "cep" kelimesi benzetme anlamı olmaksızın "telefon" yerine kullanılmıştır. Dolayısıyla burada ad aktarması vardır. Ad aktarması değişik şekillerde karşımıza çıkar:
     Bir varlığın belirgin özelliği söylenerek o varlık çağrıştırılır: "Bursa’dan Yalova’ya giderken arabalıya biner, karşıya öyle geçeriz." cümlesinde "arabalı" sözü ile anlatılmak istenen "arabalı vapurdur. Burada vapur söylenmemiş, onun yerine en önemli özelliği olan araba taşımaktan hareketle "arabalı" kelimesi kullanılmıştır.
     Bir varlığın bütünü söylenir, onunla o varlığın bir parçası ya da içindekiler çağrıştırılır: "Hastaneyi ara da çocuk için randevu al." cümlesinde "hastane" bütündür. Bu sözle hastanedeki görevli anlatılarak ad aktarması yapılmıştır.
     Sanatçı söylenerek o sanatçının eserleri çağrıştırılır: "Peyami Safa’yı mutlaka okumak istiyorum." cümlesinde okunan yazar değil, onun eserleridir. Yazarın ismi söylenmiş ama onun eserleri anlatılmak istenmiştir.
     "Çevredeki meraklı gözlerden rahatsız olmuştu." cümlesinde de ad aktarması yapılmıştır.
     b. Dolaylama: Bir varlığı ya da kavramı birden fazla kelimele karşılamaya dolaylama denir. Bu daha çok genel kabul görmüş, toplum tarafından öyle ifade edilegelmiş varlıklar için geçerli olan bir durumdur.
"Balık" kelimesi yerine "derya kuzusu".
"Aslan" kelimesi yerine "ormanlar kralı",
"Kaleci" kelimesi yerine "file bekçisi",
"Kömür" kelimesi yerine "kara elmas" sözü birer dolaylamadır.
     c. Kişileştirme (teşhis): İnsan dışındaki varlıklara, insana özgü nitelikleri vermektir.
"Ay suda bestelerken en güzel şarkıyı
Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı" mısralarında kişileştirme söz konusudur. İnsana özgü nitelikler olan "şarkı bestelemek", "ay"a; "şiir yazmak" da "kürekler" e verilmiştir.
     d. İntak: İnsan dışındaki varlıkları konuşturma sanatına ise "intak" denir.
"Akıl ersin, ermesin sevdama
Senden yanayım, dedi yeşeren dal senden yana." mısralarında ağacın yeşeren dalı konuşturulduğundan intak vardır.
     e. İğretileme (istiare): Bir kelimenin benzetme ilgisiyle başka bir kelime yerine kullanılmasıdır. İstiarede aralarında benzerlik ilgisi bulunan iki varlık ya da kavramdan biri söylenerek diğeri kastedilir.
     f. Kinaye: Bir kelimeyi hem gerçek hem mecaz anlama gelecek biçimde kullanmaktır. Her iki anlama gelecek biçimde kullanılsa da kinayede genellikle mecaz anlam kastedilir.
     "Ey benim sarı tamburam
      Sen ne için inilersin
      İçim oyuk derdim büyük
      Onun için inilerim mısralarında "içim oyuk" sözünde kinaye vardır. Bir tür çalgı olan "tambura’ nın gerçekte içi oyuktur ancak burada kastedilen -dertli olmak"tır.
     g. Tariz: Söylenmek istenen sözü düşündürücü ve imalı bir biçimde belirtmeye tariz denir.
"Hediye namıyla bir şey gönderme
Âdet edip hiç misafir kondurma
Komşunun evi yanar iken söndürme
El kârıyçin bir adım da uzanma" mısralarında şair söylediklerinin tam tersini kastederek tariz yapmıştır.

Terim Anlam

     Bilim, sanat, meslek dalı ya da herhangi bir konu ile ilgili belirli bir anlamı olan kelimelere terim anlamlı kelimeler denir.
Örneğin resimde kullanılan "palet, tuval"; matematikte kullanılan "karekök, altıgen, tam sayı"; edebiyatta kullanılan "vezin, kafiye, koşma" gibi kelimeler terim anlamlı kelimelerdir.
     Terim anlamlı kelimeler, günlük hayatta yeni anlamlar yüklenebilir.
     "Ağzımda diş mi kaldı." cümlesinde "ağız" temel anlamıyla kullanılmıştır. "Erzurum ağzıyla konuşuyor." cümlesindeki "ağız" kelimesi dille ilgili bir terimdir. "O günden sonra ağzını bıçak açmadı." cümlesindeki "ağız" kelimesi ise terim değildir.