1. Temel Ögeler
Bir düşünceyi, bir dilek ya da duyguyu söz veya yazı ile anlatabilmek için en az iki öge gereklidir. Bunlar yüklem ve öznedir. Bunlara cümlenin temel öğeleri denir.
1.1. Yüklem (Eylem, Fiil)
Cümledeki işi, hareketi, yargıyı bildiren çekimli unsura yüklem denir. Yükleme, cümlede yargı bildiren çekimli öge de diyebiliriz. Yüklem, yukarıda belirttiğimiz gibi, cümlenin temel öğesidir. Yani yüklem olmadan cümle de oluşmaz.

Ben her şeyi hallederim.
Sen evde kalırsın.
Orada yaşadıklarımız çok güzeldi.
Sizi gerçekten seviyoruz.
Siz onun yaşadığını sanıyorsunuz.
Geldikleri gibi gidecekler.

     Yukarıda altı çizili kelimeler iş, hareket veya yargı bildirdiklerinden yüklemdir.
     Diğer ögelerin aksine yüklemi bulmak için sorulacak herhangi bir soru yoktur. Fiiller ya da isim soylu kelimeler çekimlenerek bu görevi üstlenir. Yüklem bir kelimeden ibaret olabileceği gibi kelime grubu da olabilir.

"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır."

     Yukarıdaki mısralarda "üstündeki kan" tamlaması sonuna gelen ekle birlikte yüklemdir.

1.2. Özne (Fail)

     Yüklemin bildirdiği iş, oluş ya da durumu yapan ve­ya cümledeki olanı karşılayan ögeye özne denir. Özne, cümlenin temel öğesidir; ancak her cümlede bulunmak zorunda değildir.
     Özne, fiil cümlelerinde işi yapandır. İsim cümlelerinde bir eylem bulunmadığı için özne, yüklemin bil­dirdiği durumda olandır. Özne, yükleme sorulan "kim, ne?" soruları ile bulunur. Ancak özellikle "ne" sorusu, nesneyi bulmak için de sorulduğundan, özne sorusunu yükleme "yapan kim, olan ne?" biçimlerinde sormamız daha doğru olur.
     Cümlede özne bir kelime veya kelime grubu olabilir.
"Dalda serçe oynuyor."
     Yukarıdaki cümlede "oynuyor" hareket bildirir, yüklemdir. Yükleme kim sorusunu yöneltirsek; "Kim oynuyor?" diye sorarız. Cevap "serçe" olacaktır. Böylece özneyi buluruz.
     Öznenin üç türü vardır:
a) Gerçek özne
b) Gizli özne
c) Sözde özne

a)Gerçek(Açık) Özne
     Yüklemin bildirdiği yargıyı gerçekleştiren ya da yargının konusu olan varlığın cümlede açıkça ifade edildiği öznedir.

Dedem bize masal anlattı.
Ninem bize mısır patlattı.
Sokaklar yürümekle aşınmaz.
Sen bilirsin.
Biz herkesi gördük.
Nihayet o geliyor.
     Yukarıdaki cümlelerde yüklemlere sorulacak "Kim?" sorusuna verilecek cevap sonucu ortaya çıkan özne açıkça ifade edilmekte olup bunlar gerçek öznelerdir.

1.2.2. Gizli Özne

     Cümlede kelime olarak yer almayan ancak yükleme bakıldığında bilinen, yükleme sorulacak "Kim?" sorusuyla ortaya çıkan öznelerdir.
"Size soruyorum. Bana hemen cevap verin."
     Yukarıdaki cümlelerde özne kelime olarak yer almamaktadır.
     Birinci cümlenin yüklemine soruyoruz: "Kim soruyor?" Cevap: Ben soruyorum. Burada şeklen yer almayan ama var olan özne birinci teklik şahıs olan "ben"dir.
     İkinci cümlenin yüklemine soruyoruz: "Kim cevap versin?" Cevap: Siz.
     Her iki cümlede de özne kelime olarak yer almasa da vardır ve bellidir.

1.2.3. Sözde Özne

     Fiilin kim tarafından yapıldığı belli olmayan cümlelerde işten etkilenen unsur özne kabul edilir. Etken çatılı fiillerin yüklem olduğu bir cümlede bu özne, nesne olabilir. Böyle öznelere sözde özne denir.
     "Cam kırıldı."
     Yukarıdaki cümlede yükleme "Kim kırıldı?" sorusunu yöneltelim. Cevap: Cam. Halbuki cam bir iş, bir hareket yapmamıştır. Bir harekete maruz kalmış, başkasının yaptığı hareketten etkilenmiştir. Aynı cümleyi kırma işinin gerçek failiyle yeniden yazarsak "Rüzgar camı kırdı." şeklinde olacak; sözde öznemiz cam da nesne olacaktır.
     "Ev göründü."
     Yukarıdaki cümlede de evin yaptığı bir iş yoktur ama "Kim göründü?" sorusunun cevabı "ev"dir. Aynı cümleyi gerçek faille birlite "Çocuk evi gördü." şeklinde yazarsak sözde öznemiz nesne olacaktır.
     "Rabbim isterse sular,büklüm büklüm burulur
      Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi vurulur."
     Yukarıdaki ilk mısrada geçen "sular" kelimesi de sözde öznedir.    

2. YARDIMCI ÖGELER

     Cümlenin yardımcı öğeleri nesne, yer tamlayıcısı (dolaylı tümleç), zarf tamlayıcısı (zarf tümleci) ve edat tümlecidir.

2.1. NESNE

     Nesne, cümlede öznenin yaptığı işten etkilenen öğedir. Nesne, sadece yüklemi geçişli olan fiil cümlelerinde vardır ve yükleme "ne, neyi, kimi?" soruları sorulmak suretiyle bulunur.
     Cümlenin öğeleri bulunurken özne ve nesneyi karıştırmamak için önce yüklemi, sonra özneyi, daha sonra da nesneyi bulmalıyız.
     Nesne, belirtili nesne ve belirtisiz nesne olmak üzere iki grupa ayrılır.

2.1.1. Belirtili Nesne

     Yükleme sorulan "neyi, kimi?" sorularına cevap veren kelime ya da kelime gruplarıdır. Belirtili nesne durumundaki kelime ya da kelimeler yükleme belirtme hâl ekiyle (-i) bağlanır.
     Makine çalışır çalışmaz sigortayı attırdı.
     Bizim memleketin insanını çalışırken görmelisiniz.
     Yukarıdaki örneklerde "sigorta" kelimesi ve "bizim memleketin insanı" tamlaması belirtili nesnedir.

2.1.2. Belirtisiz Nesne

     Cümlede "-i" belirtme (yükleme) hâl eki almamış ve özneyi bulduktan sonra yükleme sorulan "ne?" sorusuna cevap veren kelimeler, belirtisiz nesne olur.
     Adam, kocaman bir sepet yüklenmişti.
     Çerçi, boncuk satıyordu.
     Yukarıdaki örneklerde "kocaman bir sepet" ve "boncuk" belirtisiz nesnedir.

2.2. DOLAYLI TÜMLEÇ (YER TAMLAYICISI)

     Cümlede yaklaşma, bulunma (içinde, üstünde, altında, yanında, karşısında vb.), uzaklaşma bildiren, yüklemi yer itibarı ile tamamlayan öğedir. Bu öge "-e, -de, -den" eklerini almış kelime veya kelime gruplarıdır. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan "kime, kimde, kimden; nereye, nerede, nereden; neye (neye doğru hareket), nede (neyin içinde, üstünde, altında vb.), neden (uzaklaşma bildirirken)" gibi sorularla bulunur.
     "Bir kararda durmayalım
     Gel dosta gidelim gönül"
     Bütün yollar Roma'ya çıkar.
     Her taşın altında sen varsın.
     Her yerde seni aradım.
     Karlı dağların ardından geliyorum.
     "Şehriyarın şeherinden,
     Ay-yıldızlı seherinden
     Size selâm getirmişem."

2.3 ZARF TÜMLECİ

      Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü, şartlarını vb. bildiren öğelerdir. Bunların her biri değişik bir soruyla bulunur.
     "Akşam olmadan yola çıkalım."
cümlesindeki altı çizili zarf "Ne zaman?";
     "Daha fazla rezil olmadan buraları terk etsen iyi olur."
cümlesinde altı çizili zarf "Nasıl?";
     "Yaptığı konuşma, insanları hayretler içinde bırakacak kadar güzeldi."
cümlesindeki altı çizili zarf "Ne kadar?";
     "Hızla içeri girdi."
cümlesindeki altı çizili zarf "Nereye?";
     "Vaktiniz varsa size yeni resimlerimi göstermek isterim."
cümlesindeki altı çizili zarf "Hangi takdirde?" sorularına cevap vermişlerdir. Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren öğeler daima zarftır. Ancak burada "nereye" sorusuna dikkat etmeliyiz. Dolaylı tümleç konusunda da belirtildiği gibi bu soru dolaylı tümleci de buldurur. Ancak cevabın yaklaşma, bulunma veya uzaklaşma eklerinden birini alması gerekir. Örnekteki "içeri" kelimesi ise bu eki almamıştır. Bu özelliği, yani hal eki almadan yön bildirme özelliğini yer-yön zarfı olduğunu gösterir.
     Cümleyi öğelerine ayırırken dikkat edilmesi gereken bir husus, miktar (azlık–çokluk) zarflarının kullanımıdır.
     "O, çok geveze bir kadındır."
cümlesinde yüklem, altı çizili sözün tamamıdır. Çünkü "kadın" isimdir, "geveze" kadının sıfatıdır. "çok" da "geveze" sıfatının zarfıdır. Dolayısıyla, "çok geveze bir kadın" sıfat tamlaması olduğundan bunlar birbirinden ayrılmaz. Halbuki biz aynı cümleyi; "O, çok gevezedir." şeklinde kurmuş olsak, "gevezedir" yüklem; "çok" zarf tümleci olacaktır. Kısaca adlaşmış sıfatlar yüklem olduğunda, onun derecesini bildiren zarflar zarf tümleci olur. Çıkmış soruların birinde, "Kafesteki kuşların tüyleri, şaşılacak kadar parlaktı." cümlesi verilmiş ve "şaşılacak kadar" öğesine zarf tümleci denmiştir.

2.4 EDAT TÜMLECİ
     Yüklemin ne ile, kimin ile, hangi amaçla, yapıldığını gösteren söz öbeklerine edat tümleci denir.
     "O, bütün yazılarını, bu kalemle yazmış."
     "Bu araştırmayı arkadaşıyla yapmış."
     "Bu sürprizi sizin için hazırladım."
cümlelerindeki altı çizili kelime grupları edat tümleci sayılır. Bazı dilbilimciler aynı cümlenin yüklemine "Nasıl?" sorusuna bu kelimelerin cevap verdiğini öne sürer ve bunları zarf tümleci kabul ederler. Böyle bir soru ile karşılaşan öğrencinin seçenekleri çok dikkatli değerlendirmesinde fayda vardır.

3. CÜMLE DIŞI UNSURLAR
      Cümle içinde her söz, cümlenin bir öğesi durumunda değildir. Yükleme sorulan sorulara cevap vermeyen kelime veya kelime grupları cümle dışı unsur sayılır.
      "Evladım! Sana kaç kere geç kalmamanı söyledim?"
      "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini ilelebed muhafaza ve müdafaa etmektir."
      Altı çizili kelimeler cümlede yükleme sorulan herhangi bir soruya cevap vermediklerine göre cümle dışı unsurlardır.