Unutmabeni çiçeği ile havanın kokusunu bütünleştirip neşemizi sevinçle pompalayalım haydi. Ödünsüz sevgi, olağanüstü hasretler içinde yazma muştusu telâffuz etsin duygularımızı. Gökyüzündeki tüm pozitif enerjiyi minik bir hortumcukla neşe kürenize pompalamak ister miydiniz? Neşemizi pompalamak… Kara bulutları dağıtıp hüznü uğurlayarak neşeye: “Hoş geldin!” demenin tam vakti.

     Hüznün kokusunu duydunuz mu ağlarken? Soyut kavramları tarif edebilmek emek ister ve güçtür. Kaleminizi elinize alıp da sözcükleri dans ettirmek ise tamamen sizin elinizdedir. Şiirle aşık atmanın lüksü, romanla saklambaç oynamanın ayrıcalığı tatlandırır okuyucuyu. Ruhumuzun özünden yola çıkıp okumaya dalmalı ve neşemize özümüzde yer vermeli. Kâh gülüp kâh ağladığımız saatlerde neşemizin yankısını apaçık duymak, akrep ile yelkovanı arkadaş yapmaktır aslında. Azalan insan ömrüne, hızlı akan saatlere inat kahkahayı pompalamamalı. Kahkaha hür kalsın ki neşeyi pompalayın. Zor günlere kendini saklayan, görücüye çıkan bir duygudur neşe. Tam da kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissedince fırlar sahneye.

     Kalbi ılık, gönlü açık bir insanın masumiyetini simgeler neşe. Felsefe kokulu lâflarla konuşmak yerine edebî cümleler kurar kimi zaman. Gün içindeki devingenlikten hafif bir kahkaha manevrasıyla stresimizi attığımız dakikalar olur. Pompalanan neşemiz kolaylık, ferahlık vermek uğruna bir acil servis hemşiresi gibi imdadımıza yetişir. Gökyüzü fırfırlanıp kuşları omzumuza alsa ve elimize bir buket papatya tutuşturuverse… Gizemli denizlerde kaybolurcasına püfür püfür bir rüzgârla neşeyi yudumlarız. Neşemizi pompalayıp sonra da biriken neşeyi yüreğimizde salıveririz. Belki de mutlu olmak; içindeki çocuğun saf duygularını neşeyle hür bırakmaktır, kim bilir.