Bağlama ustası bir dostum anlatmıştı. Önce şaka zannettim. Gerçek olduğunu vurgulayınca hayretler içerisinde kaldım.
     Konservatuvara liyakat ile değil de, torpille yönetici atamışlar. Bağlama görünce kepçe zanneden türden yani. İşi, mevzuatı, sanatı öğrenmeye çalışıyor ama kısa sürede olacak bir iş değil ki.
     Gün gelir, karar alınır. Koro artık sanatını protokol ve diğer davetliler karşısında icra edecektir.
     Konser vakti gelmiş, tüm misafirler salonda beklemektedir. Zamanın ilerlediğini gören idareci, perde arkasında, sazlarını akort etme telaşında olan sanatçı heyetine çıkışır: "Yahu ne yapıyorsunuz, rezil olacağız,geç kaldınız! Tüm davetliler terlemeye başladı."
     Koro şefi, her zamanki gibi, kendinden emin bir edayla : "Görmüyor musunuz, akort yapıyoruz..." der.
     Sanattan habersiz, çaylak idareci kendini rezil edecek olan cümleyi gururla patlatır: "Laf işiteceğiz, programı başlatın, akordu sonra yaparsınız" der.
     Günümüze uyarlarsanız, bu türden süslü idarecilere çok rastlarsınız maalesef. Sayılarının azalması dileğiyle…