Güneydoğu’da ağustos sıcaklarının boğucu etkisini, Atatürk Barajı’nın insanı okşayan serinliğiyle kırıyoruz. Sınırsız ufuklarının altında, “Türk mucize”sinin şaheseri, “büyük mavi göl” yükseliyor. Bu yükselişte, nice umutlarımız saklı. bir gün mutlaka yeşerecekler, bereketli toprakların sunduğu nimetleri hepimize paylaştıracaklar.
      Hayran olduğumuz Atatürk Barajı, dolgu baraj tipinde dünyanın altıncı, Türkiye’nin en büyük barajı olarak karşımızda duruyor. Suyun haşmetini, güneşin doğuşu ve ufukta yükselişini, dakika dakika yaşadığımız Atatürk Barajı, Van ve Tuz Gölü’nden sonra, ülkemizin en büyük gölleri sıralamasında üçüncü büyük göl olmuş. GAP’ın “aşağı Fırat projesi” arasında, ulaşılması zorken gerçeğe döndürülen Atatürk Barajı’nda şu üniteler yer alıyor: Atatürk Barajı ve hidroelektrik santralı, Şanlıurfa tünelleri, Şanlıurfa hidroelektrik santralı, Şanlıurfa-Harran Ovası sulaması, Mardin-Ceylanpınar Ovaları sulaması, Siverek-Hilvan pompaj sulaması ve Bozova pompaj sulaması.
      Sıralanan üniteler tek tek hayata geçirildiğinde, bölgenin kötü kaderi bütün olumsuzluklarından sıyrılarak Türkiye’nin şansı olacak. Bu şans, bizim de ufkumuzu açacak, genişletecek. Çünkü büyük mavi gölün mayasında, “su eşittir petrol” anlayışı yatıyor. Komşularımız, işte bunun telâşındalar. Yunan destekli Suriye’nin APO’yu kanatlarına almasının sebebi, bu hedefe endekslenmiştir. Fakat nafile. Anlatılanlar bize ümit verdi. Baraj, her türlü tehlikeye, sabotaja karşı, kendi kendisinin sigortası olmuş. Dizginlenen su, şu veya bu sebebe dayalı olarak baş kaldırıverirse, önce Suriye “Nuh Tufanı”na uğrarmış. Ayrıca baraj, daha aşağılara yapılacak olan Birecik ve Karkamış Barajları’yla da desteklenecek. Sözün özü, suyun hakkını vermeyi öğrenmişiz. “Dağları da, çağları da” delmişiz.
      Samsat ilçe merkeziyle birlikte 120 köyü suları altında bırakan baraj, 817 kilometrekarelik bir alana yayılmış. Şanlıurfa-Adıyaman yolunda, hiç beklemediğiniz zamanlarda karşınıza çıkıyor. Şaşırıyor, ürperiyor, hayran oluyorsunuz. Hele sulama çalışmalırın gördükçe, ferahlıyorsunuz. Baraj havzasında bereket fışkırıyor. Tek ağacın zor görüldüğü bu topraklar, ormanla tanışınca, herhalde Türkiye’nin bayram günleri başlayacaktır. O günler, yakındır.
      Komşu ilçemiz Yenihisar’daki Denizköy ve Yalıköy halkı, büyük mavi gölün doğuşunu göremeden, o topraklardan ayrılarak, buraya gelmişler. Geldiklerinde çektikleri sıkıntıları, onlarla birlikte, ben de birkaç arkadaşımla yaşamıştım. Fakat hayâl sınırlarını zorlayan Atatürk Barajı’nı görünce, yaşanan sıkıntılara “kat be kat” değdiğini anladım. Büyük mavi göl sunduğu imkânlarla, şimdi kâra geçmiş. Elektrik üretimimizin üçte birini tek başına karşılıyor.
      Büyük mavi gölün yaratıcılarını yürekten kutlar, rahmete kavuşanları saygıyla yad ederim.
      Gördük: İstenirse, olmaz denilen hayâller bile gerçekleşiyor. Bu aşta tuzu bulunanlara selâm olsun!

 

Kaynak: Kuşadası Halkın Sesi Gazetesi, Yıl: 2 Sayı: 170 - 13 Ekim 1995 Cuma