Yazdır
Üst Kategori: Kardeş Edebiyatlar
Kategori: Balkan Türkleri
Gösterim: 80
░   "Bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Batı Trakya, tarih itibariye Osmanlı dönemindeki Rumeli Coğrafyasında yer alan bir bölgedir. Dolayısıyla burada da Osmanlı Divan, Halk ve Tekke şiirinin oluşturduğu zengin bir edebi gelenek vardır. Yani Batı Trakya’da bir Türkçe şiir geleneği söz konusudur.
     Durum böyle olmasına rağmen zaman içinde buraların Osmanlı yönetiminden çıkması buradaki şiir geleneğinin unutulmasına ve üstünün örtülmesine neden olmuştur. Son yıllarda yapılan akademik çalışmalarla bu bilinmezlik büyük ölçüde ortadan kalkmış ve yeniden Batı Trakya şiir geleneğinden söz edilir hale gelinmiştir.
     Bu çerçevede 1920’li yıllardan sonra Batı Trakya’da Türkçe gazete ve dergiler yayımlanmaya başlamış ve bu durum buradaki Türkçe şiiri bir hayli canlandırmıştır. Bu gazeteler arasında İmdat, Cumhuriyet, Yeni Ziya, Trakya Postası, Balkan Yeni Yol Adalet, Yarın gibi gazeteleri saymak mümkündür.
     Batı Trakya çağdaş Türk şiiri büyük ölçüde geleneksel Türk halk şiirinin özelliklerini taşır. Bu yüzden “koşma” türünün bu şiirde yaygın olarak kullanıldığı söylenebilir. Dil, oldukça yalındır. Konu olarak aşk, ayrılık, ölüm, gurbet gibi konuların yanı sıra, Yunan baskıları, göç vb. konuların işlendiği görülür.
     Batı Trakya Türk edebiyatının önde gelen şairleri Asım Haliloğlu, Tevfik Hüseyinoğlu, Ali Rıza Saraçoğlu, Hüseyin Mahmutoğlu, Rahmi Ali, Mehmet Çolak, Mücahit Mümin, Naim Kazım, Salih Halil, Reşit Salim, Şükran Raif, Hüseyin Mazlum, Gülten Mustafa, Abdurrahim Dede, Ercan Caneri, Mehmet Dükancı, Hasan Ahmet, Füsün Suka, Sema Tahsinoğlu, Hülya Emin, İbrahim Baltalı, Mustafa Çolak gibi isimlerdir.
     Bulgaristan coğrafyası da Türkçe şiirin var olduğu yerlerden biridir. Önceleri Osmanlı’nın Rumeli coğrafyasının içinde yer alan bu bölge 93 (1877 Osmanlı-Rus) savaşından sonra Bulgaristan adıyla bağımsız bir devlete dönüşse ve buradan Anadolu’ya göçler olsa bile burada kalan Türkler de artık bu yeni devletin tebaası olarak varlıklarını bugüne kadar devam ettirdiler. Ne var ki önceki dönemin Türkçe şiir zenginliği bu yeni dönemde söz konusu olmaz. Zira buradaki Türkler azınlık durumuna düştükleri için dil, eğitim, kültür noktasında ciddi sıkıntılar yaşarlar. Dolayısıyla bu dönem bir durgunluk ve büyük ölçüde suskunluk devridir.
     Bütün bu tarihsel olaylar bir yana burada da eski gücünde olmasa bile Türkçe şiirin sesi hiç susmadı. Özellikle 1990 sonrası bu ülkenin demokratikleşme sürecine girmesi Türkçe şiiri de olumlu etkiledi. Bir taraftan geleneksel şiir sözlü olarak varlığını sürdürürken yazılı şiir de şairlerini yetiştirdi ve ortaya Bulgaristan’da Türkçe şiir gerçeğini ortaya çıkardı.
     Bulgaristan’daki Türkçe edebiyatın en zengin alanı şiir olmuştur. Şiirde yalın Türkçe kullanılmış, ama şive olarak Rumeli şivesi tercih edilmiştir. Geleneğin etkisiyle önceleri Divan tarzı eserler de verilerek sonradan ağrılıklı olarak Türkiye’de Milli Edebiyatla başlayan sürecin özelliklerine uygun eserler yazılmıştır. Bu yüzden hece vezni ve serbest vezin ağırlıktadır.
     Bu coğrafyada yazılan şiirin konuları da buranın tarihsel şartlarına göre şekillenmiştir. Türklerin yaşadıkları zorluklar, hürriyet duygusu en çok işlenen temalardır. Bunların yanı sıra hemen her şairde görülebilecek aşk, ayrılık tabiat sevgisi, ölüm gibi insani duygular da buradaki şiirin işlediği ana temalardır.
     Biraz da şairlere değinelim: Söylenmesi gereken isimler arasında Mehmet Müzekka Con, Mustafa Şerif Alyanak, Mehmet Behçet Perim, Mehmet Fikri, İzzet Dinç, Ahmet Şeriov, Mefkure Mollova, Mülazım Çavuşev, Niyazi Hüseyinov, Lütfi Femirov, Sabahattin Bayramov, Nevzat Mehmedov, Ömer Osmanov, Latif Aliev, Mustafa Mutkov, Şaban Mahmudov, Nebiye İbrahimova, Kadriye Cesur sayılabilir.
     Bugünkü Kosova ve Makedonya da Türkçe şiirin önemli merkezlerindendir. Zira Eski Yugoslavya coğrafyası olarak da bilinen bu topraklarda Osmanlıların Rumeli’yi fethiyle birlikte çok sayıda Türk aile iskân edildi. Zaman içinde Türk nüfusu, Türk dili bakımından Bursa ne ise mesela Üsküp ve Prizren de o idi. Bu bakımdan Türkçe şiir bu iki ülkede zirveye çıktı. Daha divan şairlerinden başlayarak çok sayıda halk şairi yetişti ve bu şairler silsilesi bugüne kadar geldi. Bugün de Balkanlar’da Türkçe şiir denilince akla hemen özellikle Prizren ve Üsküp dolayısıyla Kosova ve Makedonya gelmektedir.
     Osmanlı hâkimiyeti dönemi hatırlanacak olursa mesela Âşık Çelebi, Öksüz Dede ve Veysi’yi hatırlamak buradaki Türkçe şiirin seviyesini anlamak için yeterli olacaktır. Yine Yahya Kemal’in, Leskofçalı Galib’in bu coğrafyada doğdukları düşünülecek olursa buraların nasıl bir şiir toprağı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
     Zaman içinde bu coğrafya hâkimiyetimizden çıktı ama göçlere rağmen buralarda da Türk nüfusu var olmaya devam etti. Dolayısıyla Türkçe de bu nüfusa bağlı olarak şiir dili olma özelliğini korudu ve pek çok şiar yetiştirdi. Şimdi bunlardan özellikle çağdaş anlamda eserler verenlerden bazılarının adlarını analım. Enver Tuzcu, Şükrü Ramo, Necati Zekeriye, Fahri Kaya, İlhami Emin modern dönemin birinci kuşak şairler arasında en önemli isimlerdir. İkinci nesil içinde de çok önemli şairler yetişmiştir. Bunlar arasında da Esat Bayram, Nusret Dişo Ülkü, Nimetullah Hafız, Hasan Mercan, Avni Engüllü, İskender Muzbeg, Suat Engüllü, Fahri Mermer, Osman Baymak, Zeynel Beksaç adları anılması geren önemli şairlerdir.
     Romanya da Türkçe şiirin var olduğu coğrafyalardan biridir. Mehmet Niyazi; İsmail H.A. Ziyaeddin, Cevat Raşit, Nevzat Yusuf, Memedemin Yaşar, Acmin Baubek, Enver Mahmut, Fatma Sadık, Saliha Fazıl gibi isimler Romanya’daki çağdaş Türk şiirinin önemli temsilcileri olarak dikkati çekerler.
     Buradaki şiirin Balkan Coğrafyasındaki şiirden farkı dil olarak Tatar şivesinin kullanılması ve Kırım Türk şiiriyle olan münasebetleridir. Zira burada çoğunluğu Kırım’dan gelmiş Tatar Türk nüfusu vardır. Durum böyle olunca buradaki şiir söyleyiş ve tema olarak buna göre şekillenir. Mesela şairlerin hemen hepsinde Kırım özlemi ve övgüsü sıkça kullanılan bir temadır. Buna bağlı olarak vatan ve hürriyet sevgisi, tabiat sevgisi de aynı şekilde Romanya Türk şiirinin ana konularını oluşturur.
     Bu coğrafyada Türklerin yaşadığı bir yer de Moldova’nın Gagavuz bölgesidir. Gagavuzlar din olarak diğer Türk topluluklarından farklı olarak Müslüman değil Hıristiyan’dırlar. Fakat din bakımından farklılık dil bakımından farklılığa yol açmadığı için bu topraklarda da Türk şiirinin varlığından söz etmek gerekir.
     Gagavuz edebiyatı ve şiiri çağdaş Türk şiiri içinde en yenisidir denilebilir. Bunun sebebi Gagavuzların nüfus olarak az olmaları, yaşadıkları yerde resmi olarak kullanılan dillerin arasında Türkçenin bulunmamasıdır. Bu durum onların ana dilleriyle eser vermeleri noktasında olumsuz bir sonuç doğurmuştur. Buna rağmen Türkçe yazan şairlerin varlığı da elbette söz konusudur. Bunlar arasında ise Nikolay Tanasoğlu, Diyonis Tanasoğlu, Nikolay Babaoğlu, Mina Köse, Dimitri Karaçoban, Stepan Kuroğlu, Vasi Filoğlu, Petr Gagauz isimleri anılmalıdır. "

(Kıbrıs ve Balkanlkarda Türk Şiiri, Eskişehir Valiliği, 2013)