Buncha alam,
Buncha muhabbat…
Qorachiqda yonar hasrati.
Sen nimani tilaysan mendan,
Qodiriyning so’ngi surati?

Yoki so’ylab bermoqchimisan
Kumushbibi,Otabek dardin,
YO o’z darding so’ylamoqchisan,
Qodiriyning so’ngi surati?

Tunlar jimjit,
Tunlar ko’p uzun –
Tugamaydi dillar suhbati.
She’r oqisam tinglaysan mahzun,
Qodiriyning so’ngi surati?

Yo’llarimda uchrasa xato,
Dil o’tasa elim hasrati,
Kelib sendan tilayman panoh,
Qodiriyning so’ngi surati?

1970

           * * *

Bir cholni uchratdim,
Qo’li qon edi,
“Nima bo’ldi?” – deya so’radim hayron.
“Do’stimni dushmanga sotgandim… – dedi, —
Ikki qo’lim qondir o’shandan buyon”.

Bir cholni uchratdim,
Tili yo’q edi,
“Nima bo’ldi?” – dedim yoniga kelib.
G’o’ldirab nimadir dedi, xo’rlangan
Bobolar qabriga ishora qilib.

Bir cholni uchratdim,
Ko’zi ko’r edi.
“Nima bo’ldi?” – deya so’radim hayron.
“Xiyonat qilgandim imonga… – dedi, —
O’zimni izlayman o’shandan buyon”.

1982

--------------------------------------------------------

Kâdirî’nin Son Resmi *

 

Böyle acı

Böyle sevgi

Gözbebeklerinde yanar hasreti

Sen ne istersin benden

Kâdirî’nin son resmi?

 

Yoksa söylemek mi istersin

Gümüşbibi’yle Atâbek’in derdini

Yoksa kendi derdini mi

Kâdirî’nin son resmi?

 

Geceler sessiz

Geceler uzun

Gönüllerin sohbeti bitmez.

Şiir okusam hüzünle dinlersin

Kâdirî’nin son resmi.

 

Gidişimde bir hata işlesem

Gönlüm halkıma karşı

Vazifesini yapsa

Gelip sana sığınırım

Kâdirî’nin son resmi.

 

1970

 

* * *

 

Bir yaşlı adama rastladım

Elinde kan vardı.

Şaşırdım, “Ne oldu?” dedim.

“Dostumu düşmana satmıştım” dedi,

İki elimde kan var o günden beri.

 

Bir yaşlı adama rastladım

Dili yoktu.

Yanına varıp “Ne oldu?” dedim.

Mırıldanarak bir şeyler söylesi

Hakarete uğrayan ecdâd mezarlarını gösterip.

 

Bir yaşlı adama rastladım

Gözü kördü.

Şaşırdım, “Ne oldu?” dedim.

“İmânıma hıyânet etmiştim” dedi.

Kendime bakarım o günden beri …

------------------------------------------------------
*

20. yüzyıl Özbek öncülerinden Abdulla Kâdirî, 1894 yılında Taşkent şehrinde doğdu. İlk okuma-yazmayı mahalle mektebinde öğrendi. Kendisinin yazdığına göre, fakir bir çiftçi ailesinin çocuğu olduğu için eski mektepte tam bir eğitim görememiş ve bir zenginin yanına hizmetkâr olarak verilmiştir. Hizmet ettiği efendisi, Rusça okuma-yazma bilen birisine ihtiyacı olduğu için Abdulla Kâdirî’yi Rus-Tüzem mektebine vermiştir.

1907- 1915 yılları arasında Türkistanlı tüccarların yanında kâtip olarak çalıştı. Bu arada devamlı okuyarak kendisini yetiştirdi. 1913 yılında çıkmaya başlayan Sadâ-yı Türkistan, Semerkand, Ayna gibi Türkistan’da neşredilen gazete ve dergileri okuyucu olarak yakından takip etti ve bir süre sonra kendisi de bu yayın organlarında çeşitli konularla ilgili yazılar kaleme almaya başladı. Mahmudhoca Behbûdî’nin 1913 yılında yayımlanan Pederküş (Baba Katili) piyesinden etkilenerek kendisi de 1915 yılında Bahtsız Küyav (Talihsiz Güvey) piyesini yazdı. 1914 yılında Ahvâlimiz, Milletime ve Toy (Düğün) gibi şiirleri yayımlandı.

1915-1916 yıllarında Cüvanbaz ve Ulakda adlı hikâyeleri basıldı. Hâl tercümesinde verdiği bilgiye göre, 1917-1924 yılları arasında çeşitli Sovyet idarelerinde, gazete ve dergilerde çalıştı. Onun bu devrede bilhassa Muştum dergisindeki faaliyeti ve hiciv eserleri önemlidir.

1925-1926 yıllarında, Moskova’daki Edebiyat Enstitüsü’nde okudu, devamlı eser yazmakla meşgul oldu. Abdullah Kâdirî, Ötken Künler (Geçmiş Günler) adlı meşhur romanını da bu dönemde, 1925-1926 yıllarında üç bölüm hâlinde yayımladı.

1928 yılında, diğer meşhur romanı olan Mehrabdan Çayan (Kürsüdeki Çıyan) yayımlandı. Her iki roman da kısa süre içersinde büyük şöhret kazandı. 1930’lu yıllarda bu romanlar tekrar yayımlandı. Ancak bu romanlar şöhretini artırdıkça Sovyet sistemi, yazarını bazen meslektaşlarının yardımlarıyla, bazen de başka yollarla sorgu ve işkencelere alarak yasaklar getirmeye ve tehdit etmeye başladı. Mahkeme karşısına çıkarılarak hapis cezasına çarptırıldı. Bu durum karşısında Kâdirî, mecburen Sovyet tarafına “geçmeye başladı” ve Sovyet ideologlarının direktiflerine uyarak bazı eserler de yazdı.

Kâdirî, yukarıda adı geçen iki romanını, 1920-1926 yılları arasında yazmıştır. Sonraki yıllarda devamlı baskı altında yaşadı. Nihayet 31 Aralık 1937 tarihinde tutuklanarak hapse alındı ve “halk düşmanı” ilân edildi. Bir yıl kadar devam eden sorgulama ve işkencelerden sonra belli bir suçu olmadığı hâlde 4 Ekim 1938 günü akşamı gizlice Taşkent dışına çıkarılarak kendisi gibi birçok aydınla birlikte kurşuna dizildi. Ardından yargılama yapıldı ve idama mahkum edildi.

1956 yılında Komünist Partisinin 20. Kurultayında, 1930’larda suçsuz oldukları hâlde öldürülenlerin aklanması yolunda bir karar alındı. Bu karardan sonra Kâdirî’nin eserleri yeniden yayımlandı. Önce Ötken Künler romanı kısmen değiştirilerek 1958 yılında yayımlandı. Daha sonra Mehrabdan Çayan ve Âbid Ketman neşredildi. Hikâyeleri ve hicviyeleri de Kiçik Eserler (1969) ve Gırvanlik Mallavay (1987) adlı eserlerde yeniden basıldı.

Romanları, 1992 yılında, ilk orijinal baskıları dikkate alınarak tekrar yayımlandı. 

Ötken Künler romanı, daha sonra Türkiye Türkçesine aktarılarak Türkiye’de de yayımlandı. Abdullah Kâdirî’nin hayatı ve sanatı hakkında çok eser yazılmıştır. Aybek, İzzet Sultan ve Metyakub Koşcanov’un eserleri, Kâdirî hakkındaki hatıraları ihtiva etmektedir.

1990’larda çıkan “Abdulla Kâdiriy Zamandaşları Hâtırasıda” adlı kitap, oğlu Habibullah Kâdirî’nin yazdığı “Atam Hakıda” adlı eser ve Nebican Bâkî’nin devlet arşivindeki belgelere dayanarak hazırladığı “Katlnâme” adlı kitap, Kâdirî hakkında önemli kaynak eserler olarak değerlendirilebilir.

Bugün Kamalan mezarlığında sembolik bir kabri bulunan Kâdirî’nin yaşadığı evi de müze hâline getirilmiştir. Adı, çeşitli enstitü, yayın evi ve caddelere verilmiştir. 1990 yılında, Kâdirî adına devlet ödülü ihdas edilmiş ve 1991 yılında, Ali Şîr Nevâî devlet ödülü, Abdulla Kâdirî’ye verilmiştir. 1994 yılında, doğumunun yüzüncü yıldönümü dolayısıyla törenler düzenlenen Kâdirî hakkında bir film hazırlanmış, eserleri yedi cilt hâlinde yayımlanmış ve bazı eserleri senaryolaştırılarak filme alınmıştır.