"Kitap okumayı, kitap yazmayı anladık da, reçete de nereden çıktı?" diyorsunuz değil mi?
     Farklı doktorlara gidersiniz, verilen ilaçlar o kadar çoğalır ki, hangisini, ne zaman, ne kadar alacağınızı karıştırabilirsiniz.Tansiyon düşürücü, ağrı kesici, mide koruyucu, kolesterol düşürücü, kan sulandırıcı...
     Hepsinin ne işe yaradığını ve farmakolojik özelliklerini eczacı doktordan daha detaylı bilir fakat teşhis deneyimi olmadığı için bu ilaçları hastaya reçetesiz  öneremez, veremez.
     Kitaplar da, zekâmızın önünü açan, ruh derinliği veren, yaşanmış tecrübeleri bize aktaran, bilimsel bakış açısı kazandıran sosyal ihtiyaçlardır aslında. Kitaplar da, etkili ve yerinde tercihle okunabilmesi için, hangi kitabın, ne zaman, hangi sırayla okunması gerektiği önem kazanıyor. Bunun için de, okurun eğitimi, deneyimi, yaşam tarzı, beklentisi, daha önce neleri okuduğu, kendinde eksik gördüğü alanların önceden tespiti gerekiyor. Bu kısa bir anketle ortaya çıkarılabilir. Yerinde bir tercih ve okuma planı, kişiye özgüven ve motivasyon sağlayacak, belki de ilave eğitime gerek kalmayacak, hekimini de bulmuş olacak.
     Ülkemizde geçmişte yüz binlerce kitap basıldığı gibi, yaklaşık 2000 yayınevi, ayda ortalama 1000 kitabı piyasaya sürüyor. Hepsinin içeriğine vakıf olmak mümkün değil tabii. Yayınevlerinin kitap tanıtım, reklam ve duyuruları da tam olarak okuru tatmin etmiyor.
     Kitapların gerçek muhatapları ile buluşabilmesi için, çağını, ülkesini, insanı iyi tanıyan, kitaplarla içli dışlı, "gönüllü kitap doktorlarına"  ihtiyaç var. Kendisinden talep edenlere; günlük, aylık, yıllık, hatta beş yıllık okuma planı sunabilecek kadar toplumu ve sorunlarını bilimsel ölçüyle tartabilir olmalı gönüllü. Hatta bu konuda yetki verilecek kişilere, üniversitelerce, sertifikalı eğitim programı da açılabilir.
     Toplumsal kalkınma, toplumun yapı taşı olan bireyin eğitimi, mutluluğu ve tatmini ile tamamlanabilir. Belli bir yaşa gelmiş, okuma yazma bilen herkesin ayda en az iki kitap okuyarak yenilenmesi ne kadar güzel olur değil mi?... Bu amaçla aile hekimi, aile avukatı gibi gönüllü ya da bakanlıkça görevlendirilecek, aile eğitim ve yayın danışmanlığı ihdas edilip geliştirilmelidir.
     Konuyu tartışılması,incelenmesi için Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve üniversitelerimizin dikkate almasını öneriyorum. Kütüphanelerimizde, bu alanda hizmet eden uzman çalışabilir, randevulu olarak aileleri ziyaret edebilir, sivil toplum kuruluşları kitap bağışı olarak gönüllü destek verebilir.
     Bu bir sosyal sorumluluk projesidir. Toplumsal fayda hamlesidir. Medeniyet arayışıdır. Gönüllü eğitim seferberliğidir.
     İnsan olmaktır, insanı yaşatma gayretidir.
     Saygılarımla...
Powered by OrdaSoft!