░   Bu hatayı bir öğretmen yapsa amirler, müfettişler, sorgulamalar, soruşturmalar yağmur gibi yağardı. MEB'in bastığı ders kitaplarındaki hatalara dikkat çeken Karar gazetesi Mehmet Doğan, hatalı basılan bir sosyal bilgiler kitabında Uygur Devleti'nin işlendiği konuda Uygur Alfabesi yerine İsrail (İbrani) alfabesi konduğunu ifade etti. Kitabın elektronik nüshasını incelediğimizde biz de şahit olduk.
Kitaba göre Uygur Alfabesi:

   

      Uygurların kullanmış oldukları en önemli alfabe Soğd yazısından geliştirilmiş olan Uygur alfabesidir. Arap alfabesinden önce Türklerin en uzun süre kullandıkları yazı olmuştur. 8. yüzyıldan başlayarak, Uygur devleti ortadan kalktıktan çok sonra bile, 17. yüzyıla kadar, Doğu Türkistan’dan İstanbul’daki Osmanlı sarayına kadar kullanılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in 1473’te, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a karşı elde ettiği zaferden sonra yazdırttığı yarlık Uygur harfleriyledir. Kaşgarlı Mahmut bu alfabeyi Türk yazısı olarak adlandırmıştır. Bu alfabeyle yazılmış metinlerin çoğu Budizm, Maniheizm ve Hristiyanlıkla ilgili dini metinlerdir. Türklerin İslamiyeti kabul edişlerinden sonra da kullanılmıştır. 11. yüzyılda yazılmış Kutadgu Bilig’in Viyana nüshası bilindiği gibi Uygur harfleriyledir. 
     Tarihte aşağıdaki alfabeyi kullanan Uygurlar bugün Türk diline uygun hale getirilen Arap alfabesi kullanmaktadırlar.

     Doğan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Milli Eğitim'in resmi ders kitapları, kalitesiz, türkçe fakiri ve yanlışlarla dolu. İşte bir milyon 340 bin adet basılan ders kitabı: Uygur alfabesi diye İsrail alfabesi!" ifadelerini kullandı.
     Çin’in insanlık dışı bir asimilasyon ve yok etme uyguladığı Doğu Türkistan’daki Uygurların acısı sürerken Türkiye’de böyle bir hata şaşkınlığa yol açtı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaokullar için hazırladığı Sosyal Bilgiler kitabının 61’inci sayfasına Uygur alfabesi diye İsrail alfabesinin koyulduğu anlaşıldı. MEB’nin ortaokul ve imam hatip ortaokulu öğrencileri için hazırladığı, hazırlanmasında oldukça kalabalık sayılabilecek bir uzman kadrosunun görev aldığı ve 1 milyon 340 bin adet basıldığı bildirilen Sosyal Bilgiler kitabında Uygur tarihini anlatan kısımda Uygur alfabesi diye, İsrail (İbrani) alfabesinin basılması konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
     Kitabın iç kapağı: 
 



Kitabın künye sayfası:


Söz konusu hatanın yer aldığı sayfa:


     Skandalı KARAR Gazetesi Yazarı Mehmet Doğan duyurdu. Doğan “Eskiden konunun uzmanları ders kitabı yazardı, şimdi kalabalık bir isim listesi önümüze çıkıyor. Bu da anonimlik tehlikesine yol açıyor. Yani, sıradanlık, basitlik, yuvarlaklık ders kitaplarını ölü metinler haline getiriyor” diyerek şunları söyledi: “Şimdi ders kitabı yazmak kolay, elektronik ortamdan malzemeyi kes yapıştır, olsun sana ders kitabı. Tek kitap uygulaması var ve ders kitabı basıldığı zaman milyonlarca basılıyor. Bu durumda bir yanlış varsa, milyonlarca çoğaltılıyor demektir. Okulda öğrenilen doğru sanılan yanlışların, sonraları düzeltilmesi de neredeyse mümkün değil. Görünüşte Millî Eğitim işi sıkı tutmuş: Resim malzemelerine kaynak belirtmek mecburiyeti getirmiş. Birkaç tane basılı kaynak dışında elektronik ortamdan aktarılmış resimler, haritalar ve grafikler. Elektronik ortam kesinlikle güvenilir değil. Böyle güvenilmez ortamdan alınan malzemenin basılı kaynaklarla karşılaştırılmadan kullanılmaması lâzım.” 
     Öte yandan Çin hükumeti asimilasyonda sınır tanımıyor. Yüz binlerce Uygur Türkünü toplama kamplarında ve iç bölgelerde asimile etmeye çalışan Çin hükumetinin erkeklerin sürgünde veya kampta olduğu evlere Çinli erkekleri mecburi misafir olarak yerleştirme gibi aşağılık eylemleri olduğu bildiriliyor.
     
Çinli yetkililer, özellikle eski mezarlıkların "kentsel dönüşüm kapsamında standardizasyona tabi tutulduğunu" dile getiriyor. Aktivistler ise Pekin yönetiminin uygulamasının Uygur Türklerine ait kültürün silinmesi çabalarının bir parçası olduğunu belirtiyor. Büyük dedesinin gömüldüğü mezarlığın yıkıldığını söyleyen Doğu Türkistan Milli Uyanış Hareketi Genel Başkanı Salih Hudayar, "Bu, Çin'in bizi biz yapan tüm kanıtları tamamen ortadan kaldırma çalışmalarının bir parçası. Bizi de tam anlamıyla Han Çinlilere dönüştürmek istiyorlar." diye konuştu. Hudayar, "Bizi tarihimizden ve atalarımızdan ayırmak için tarihi mekanları ve mezarlıkları yok ediyorlar. Mezarlıklar bizi tarihimize, geçmişimize ve atalarımıza bağlayan yerler. Çin şu anda halkı Çinlileştirmek için beyin yıkama faaliyetleri yürütüyor. Geride herhangi bir kanıt bırakmak istemiyorlar. Bizim Çinli değil Türk olduğumuza dair tüm kanıtları yıkıp, yok etmek istiyorlar." ifadelerini kullandı. Ayrıca Hudayar, "Doğduğum şehir Atuş'ta dedelerimin gömülü olduğu mezarlıklar yerle bir edildi ve tüm kalıntılar başka bir yere taşındı. Naklettikleri yer çok daha küçük ve aynı mezara çok sayıda naaşı doldurdular. Çin otoriteleri bunu yer kazanmak için yaptıklarını savundu." dedi. Çin hükümeti, Earthrise Alliance ve Afp tarafından analiz edilen uydu görüntülerine göre, 2014 yılından bu yana, Uygur Türklerine ait en az 45 mezarlığı yıktı. Bu yıkımlardan 30'u son iki yıl içerisinde gerçekleştirildi. Pekin yönetimi, türbelerin yanı sıra tanınmış kişilerin mezarları dahil hiçbir yeri ayrım yapmaksızın yok etti. Yerel yönetim, 1945'te yaşamını yitiren ve Aksu kentinde gömülü ünlü Uygur Türk'ü şair Lutpulla Muttelip'in (Lütfullah Muttalip) mezarını sahte pandalar ve yapay gölün bulunduğu bir parka dönüştürdü. Oyun alanına dönüştürülen mezarlıktan bozma yerleşkenin adı da 'Mutluluk Parkı' kondu.
     Ancak aktivistler Çin'in özellikle Doğu Türkistan'daki yıkım faaliyetlerinin korkunç olduğunu zira bu faaliyetlerin diğer kültürel ve manevi alanların yok edilmesine paralel şekilde yürütüldüğünü kaydediyor.
     Çin yönetimi 2017'den bu yana uydu görüntülerine göre, onlarca tarihi camiyi de yerle bir etti.