░   Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19 Ocak 2017 günü yapılan oturumda söz alan Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Necdet Ünüvar tarafından 20 Ocak faciası ile ilgili açıklama yapıldı.
     1990 yılında 19 Ocağı 20 Ocak gününe bağlayan gece Sovyet birliklerinin Azerbaycan'da işlediği tarihi suç hakkında konuşan Ünüvar, o gün yaşanan olayları Azerbaycan ve Türkiye'nin ortak derdi olarak değerlendirdi.
     Necdet Ünüvar'ın konuşmasında 20 Ocak faciasının Azerbaycan'da olduğu gibi, Türkiye'de de ebediyete kadar unutulmayacak kanlı bir olay olduğu hatırlatıldı.
     Nuri Paşa'nın komutasındaki ile Azerbaycan halkının yardımına koşan Kafkas İslam Ordusu savaşçılarının kahramanlığı ile 20 Ocak şehitlerinin kahramanlığını özdeşleştiren Necdet Ünüvar halklarımızın kardeşliğini ve hep birbirinin yanında olduğunu belirtti. Azerbaycan ve Türkiye bayraklarındaki kırmızı rengi şehitlerimizin kanının rengi olarak değerlendiren Ünüvar şehitlere Allah'tan rahmet, Azerbaycan halkına başsağlığı diledi.
     Ünüvar'ın konuşması Türkiye kamuoyu tarafından büyük dikkatle karşılandı. Onun konuşmasının metni ve videosu sosyal ağlarda da hızla yayıldı.

Kaynak: azertag.az
(Azerbaycan Devlet Haber Ajansı)

ÜNÜVAR'IN KONUŞMASI (TBMM TUTANAKLARINDAN)

    "Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
     Özcan Bey çok renkli bir üslupla konuşma yaptı. Ben renkli bir konuşma yapmayacağım çünkü acıdan bahsedeceğim, 20 Ocak acısından bahsedeceğim.
     Değerli arkadaşlar, acılar vardır, kişi tek başına yaşar; acılar vardır, bu acıyı toplumlar yaşar; acılar vardır, o acıyı ülkeler yaşar; acılar vardır, yaşadığı acıyı sadece o ülke değil, o ülkeyi sevenler, o ülkeyle özdeşleşenler, özdeş olanlar yaşar. Yine, acılar vardır, yaşanır unutulur; acılar vardır, yaşanır ama asla unutulmaz, ince bir sızı olarak kalbinizin bir köşesinde durur, zaman zaman sizi yakıcı bir ateşle yakar. 20 Ocak böyle yakıcı bir gündür. 20 Ocak 1990 tarihinde yaşanan acı sadece Azerbaycan acısı değildir, sadece Azerbaycanlılar hissetmiyor; 20 Ocak 1990'da Sovyet ordusunun tankları Bakü'ye saldırmış ve 150 civarında -çoğu Azerbaycanlı olmak üzere- orada yaşayan masum insanı katletmiştir. Dolayısıyla, biz de bu acıyı yüreğimizden derin bir şekilde hissediyoruz; zira, tek millet, iki devlet olan Türkiye ve Azerbaycan'ın sevinçleri de ortaktır, hüzünleri de.
     Bakü'ye giden arkadaşlarımız için ifade etmek isterim, Bakü'ye gittiğimiz zaman mutlaka şehitliği ziyaret etmişizdir. Bakü Şehitliği'nin iki bölümü vardır: Bir bölümünde 1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusunda bulunan 1.300 Türk askerinin defnedildiği bir şehitlik, öbür tarafında da 20 Ocak 1990'da Sovyet saldırısı sonucu hayatını kaybeden, şehit olan Azerbaycanlı kardeşlerimizin sahip olduğu şehitlik. Dolayısıyla, biz de oradaki şehitleri anarız ve şehitleri anarken hep de şunu görürüz: İki bayrağın yani hem Türkiye hem Azerbaycan Bayrağı'nın ana renkleri kırmızıdır ve o kırmızı rengi oradaki şehitlerin kanından almıştır. Biz, o şehitleri rahmetle, minnetle anarız. Aslında, o şehitler olmasaydı, belki de bizler hem Türkiye'de hem Azerbaycan'da özgür bir ülkenin vatandaşı olarak konuşamayacaktık, sizlere hitap edemeyecektik. O 20 Ocak günü, Azerbaycanlı kardeşlerimizin dediği gibi, "Kara Ocak" (Kara Yanvar) olarak anılır ama o hadiseden kısa bir zaman sonra Azerbaycan bağımsızlığını kazanmıştır ve şu anda hepimizin gururla yâd ettiği, gururla bahsettiği bir ülke hâline gelmiştir.
     20 Ocak, zalimce, zalimler tarafından yapılan bir zulümdür ama tıpkı bugün olduğu gibi Batı dünyası o zulmü görmemiştir, görmemekle kalmamış, o zulmün kahramanlarından birisi olan, dönemin Sovyet lideri Mihail Gorbaçov'a Nobel Ödülü verme derecesine düşmüştür. Maalesef, Batı dünyası bugün de onlardan daha farklı davranmıyor. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bizlerin bu bilinçle geçmişte yaşanan acıları unutmamamız ve o acıları yaşatmamız gerektiği kanaatindeyim. Şüphesiz, bizler bağımsız ülke olarak ayrı coğrafyalarda bulunsak bile aynı gönül coğrafyasının iki farklı ülkesi ve tek millet, iki devlet olan ülkeler olarak birbirimizle daha fazla dayanışmamız, acılarımızı ve sevinçlerimizi de paylaşmamız gerekiyor. Bunu yaparsak ancak bizler, bize bahşedilen görevleri yapmış, yerine getirmiş oluruz.
     Ben bu vesileyle 20 Yanvar Hüzün Günü'nde Azerbaycan halkının üzüntülerini paylaşıyor, bu katliamda hayatını kaybeden kardeşlerimize yüce Allah'tan rahmet diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. "