░   2008’lerde Sn. Mehmet Ali Talat’ı  hem gazetede hem ekranda Türk tarafının açık ve net Kırmızı çizgilerinin olmaması nedeniyle  fena halde eleştiriyordum. Her ne kadar Sn. Talat müzakerelerin peşin hükümlerle sonuca ulaşamayacağını söylüyorsa da doğrusu aldırmıyor, bildiğim mevlaya çağırıyordum!
     Ne var ki Talat Annan planı çerçevesinde sürdürülen müzakereleri referanduma götürecek kadar  başarılı olmuş, bizim “Kırmızı çizgilerimiz olmalıdır”  iddiamızı  kadük hale getirmişti! 


     Sn. Akıncı’yı da benzer   “iddiada” yorumlarken, Masada Türk tarafının Kırmızı çizgileri olmalıdır” dediydik.
     Mesela Türkiye’nin garantisi konusu. Dönüşümlü başkanlık konusu. Mutlak siyasi eşitlik konusu. Artık sorunun ancak tazminatlarla çözülebileceği gerçeği. Doğu Akdeniz’deki gazın Avrupa’ya  TC üzerinden sevki sorunu… 
     Ne var ki bugüne kadar müzakereler  ucu açık bir seyir izledi. Üstelik hiçbir başlık da kapanmadan bir ötekine geçildi, gri alanlar iyice yoğunlaştı!
     Ve sona gelindiğinde TC’nin garantörlüğü olayı aşılması zor bir sorun olarak New York’a kadar taşındı! Yani onca müzakere sürecini harcanan emekleri berhava edebilir.  çünkü: 
     Rusya faktörü: Şimdilerde Rum tarafı “Rusya’yı kendi safında sürece dahil etmek istiyor. Amacı TC’nin garantörlük hakkını Rusya üzerinden kadük hale getirmek!  siyasi yönden kadük hale getirmek.  Aslında Makarios’tan beridir bunu hep yapıyordu.
     Hatırlayalım: 
    Bloksuz Ülkeler: Makarios, Nehru, Tito, Nasır   gibi liderlerin kurduğu ve BM’lerde sözde “siyasi tarafsızlığı” oynayan bir “bloktu!” Varşova Paktı kurucusu Rusya’yı da yanlarına alarak 1963’lerden sonra BM’ler Güvenlik Konseyinden lehimize tek bir karar çıkarttırmadılardı!  Oysa 1963 Kanlı Noeli’ni yaratan Rum bizi  5 yıl köy ve kasabalarımıza hapsederek açlık ve yokluğa mahkûm ederken bir yandan da BM’lerdeki “Bloksuzların” (diğer adıyla Nasırizm) sürekli aleyhimize yönelik kararlarını  arkasına alarak var hızı ile kalkınmasını gerçekleştirdiydi.
     Rusya ve Kıbrıs iki büyük “Ortodoks kilisesinin” temsilcileridir de ayni zamanda. Öteden beri ve bugün de çok iyi ilişkiler içindedirler.
     Kısaca: Güney Rum liderliği yine Rusya’yı devreye sokup TC’nin garantörlüğünü kırmayı hedefliyor. Eski ve bilinen kumpas da olsa  maalesef politika sahnesinde hâlâ geçerli bir oyun! Bakalım bu kez de Türkiye faktörüne karşın bu oyun tutacak mı?

Eşref Çetinel
Kıbrıs Havadis