░   SERVER Vakfı’nın her cumartesi günü tertiplediği geleneksel “Bir Kitap & Bir Konuk “ programına katılan Gazi Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Yaşar Aydemir, “Ravzi Divanı “ adlı eserini tanıttı.
     Medeniyet, edebiyat üzerinde duran Prof. Yaşar Aydemir:
“Bu şiirler/şairler; bizim medeniyetimizin şiirleri/şairleridir.
Fuzuli.. Baki, yazar.
İtri, besteler.
Mimar Sinan, yapar.
Edebiyat-medeniyet ilişkisi çok yakın ilişkidir.
Bu ilişki sanata da yansır.
Medeniyet yoksa dilinizde yok. Diliniz yoksa dininiz de yok. Çünkü dinimizi dilimizle öğreniriz” dedi.
Prof. Aydemir, özetle şöyle konuştu: "Ravzî, divan şiirinin nicelik ve nitelik açısından zirveye çıktığı XVI. yüzyılda yaşamıştır. Yüzyılın ilk yarısında eser vermeye başlayan Ravzî, Kanunî Sultan Süleyman, Sultan Selim ve Sultan Murad devirlerini görmüş, muhtemelen 1600 yılından sonra ölmüştür.
Balıkesir Edincik'ten olup, aslında Ravzi’nin kimliğine ait hiçbir kayıt yok. Şairin hayatı, mesleği, gezdiği yerler vs yi Divan’ının incelemesinden iğneyle kuyu kazarak çıkardık.
XVI. Yüzyıl, siyasi olarak Osmanlı medeniyetinin zirvede olduğu, üç kıtada hüküm sürdüğü bir asırdır. Aynı yükseliş bilimden sanata, tasavvuftan felsefî düşünceye kadar her alanda kendisini hissettirmiştir.
İstanbul, Edirne, Bursa, Amasya, Konya gibi bugün Anadolu sınırları içerisinde kalan şehirler ile Üsküp, Prizren, Priştina gibi Türkiye sınırları dışında kalan kültür merkezleri başta olmak üzere çok sayıda şair ve yazar özgün eserler vermişlerdir. Manzum eserlerin yanında mensur eserler de verilmiş; biyografik eserler, tarihler, dini ve tasavvufî eserler vs. ile Divan edebiyatı XVI. asırda zirve dönemini yaşamıştır. Fuzulî, Bâkî, Hayâlî, Hayretî, Taşlıcalı Yahya, Bağdatlı Rûhî gibi kendi döneminde temayüz etmiş şairler de vardır. Bunlardan birisi de Balıkesir Edincikli Ravzî'dir.
“Kesdi sözini Zâtî revân söylemez oldı Ravzî aña bir beyt okıdum bahr-i mukatta' şeklinde tarih düşürdüğü hemşehrisi Balıkesirli Zâtî’nin ölüm yılı 1545 olduğu için Ravzi’in 1546 da eser verdiğini anlıyoruz..
Bu bilgiler ışığında şair, en geç XVI. yüzyılın ikinci çeyreğinde doğmuş olmalıdır.
Ravzî' doğduğu gezdiği, yaşadığı yerler hakkında şiirler yazmış. Biz bu şiirlerden o şehirlere ait bilgiler ediniyoruz.
Ravzî, şiirlerinden anlaşıldığına göre çokça yer dolaşmıştır. Gittiği yerlerde resmî bir sıfatla bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Hangi sebeple gitmiş olursa olsun, bize hem yaşadığı ve dolaştığı çevreyi hem de gezdiği yerlerin kendi dönemindeki görüntüsünü vermektedir. Bu bilgiler, şairin kendi psikolojisi ve döneminin tarihi yanında, toplumun sosyolojik, etnografik, iktisadi ve kültürel özelliklerini de yansıtarak adeta panoramasını çekmiştir. Ravzî'nin divanında adını andığı birçok yerleşim yeri vardır. Şair; İstanbul, Bursa, Mihaliç, Gelibolu, Erdek de.. Balkanlara gitmiş, İştib ve Üsküp, Dukakin’de bulunmuştur.
Şairin gezip gördüğü ve yaşadığı bazı şehirler hakkında yazdığı şiirler de vardır.
Üsküb'ü Yahya Kemalden 400 yıl önce Anadolu'nun Bursa'sına benzetmiştir. Üsküp, Prizen kültür merkezleridir. Taşlıcalı Yahya, Hayati, Hayrati gibi çok sayıda uslup sahibi şair yetişmiştir.
Ravzî'nin ölüm tarihini bilmiyoruz.
Bâkî'yi şair olarak beğenir. Ona çok sayıda naziresi vardır. Bâkî'nin ölüm tarihi 7 Kasım 1600 olarak bilindiğine göre Ravzî bu tarihten sonra ölmüş olmalıdır. Doğumunun yüzyılın en az ikinci çeyreğinde olduğu da düşünülürse, şair uzun bir ömür sürmüş görünüyor.
Ravzi’nin 750 tane manzumesi var. Bir tarafı Allah vergisi bir taraftarafı da meşke dayanıyor. Üslubuna bakınca halk şairi ile divan şairi arasında bir yerde duruyor. Bunu teenni ile söylüyorum. Ravzi, halk şairi ise Fuzuli ne? Ravzi, Necati’den .. Baki’den farklı değil. Zati gibi, Baki gibi büyük şairler döneminde yaşamıştır.. Zati, en güzel gazel yazan üş şairden biridir. Bu üç şairden biri de “Muhibbi” mahlasıyla yazan kanuni Sultan Süleyman’ dır.
Bu şiirler/ şairler; bizim medeniyetimizin şiirleri/şairleridir.
Fuzuli.. Baki, yazar.
İtri, besteler.
Mimar Sinan, yapar.
Edebiyat-medeniyet ilişkisi çok yakın ilişkidir.
Bu ilişki sanata da yansır.
Behişti;
Anlamları ayrı ayrı olmak üzere dört bin kelime ..
Terkip bakımından yedi bin ..
Çok anlamlı olarak da on bin kelime ile yazıyor.
En çok kelime haznesine sahip yazarlarımızdan Kemal Tahir..
Geçmişten beslenen Kemal Tahir’in kelime dağarcığı 2500- 3000..
Bu günkü yazarlarımızın kelime dağarcığı bu kadar da değil.
Medeniyet bir arada yaşama, ortak değerler etrafında toplanmadır.
Bunda en önemli unsur din ve asabiyedir. Din, özellik verir, çerçeveyi belirler..Asabiye çeşitlilik sağlar.
Şairlik meslek değil. Şairler geçimini farklı yollardan sağlıyorlar. Hayatta olup da edebiyat da yeri olmayan yok. Edebiyatın olabilmesi için yaşanan hayat olması gerekir.
Şairler hayatı yansıtırlar. Şairler hayatın aynalarıdırlar. Hayatı estetik ölçüler içinde yansıtırlar.
Divan şiirini anlayamamak bizimle alakalı bir şeydir. Döneminde anlaşılıyordu.
Baki’yi.. Fuzuli’yi o toplumun ilgilileri anlardı.
Medeniyet yoksa dilinizde yok. Diliniz yoksa dininiz de yok. Çünkü dinimizi dilimizle öğreniriz.
Bu gün iki zihniyetin hesaplaşması var. Durulmayınca çok önemli şiar ve şiirler çıkmaz.
Bu gün benim kalitemde şair, şiir ürün çıkacak..
Yetişmiş İnsan önemli.
İnsanın olmadığı yerde edebiyat da sanat da hukuk da olmaz. Bunlar bir birinden bağımsı değil.
19. yy. pozivitizm değişimi herkesi etkiledi. Adeta istila eder gibi tüm toplumları etkiledi. Bizi de etkiledi.

(Haber: Necati Çavdar)

Ravzî Divanı

Okumak için bağlantıya tıklayınız.