░   Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin dağılmasıyla Ukrayna’ya kalan Türk yurdu Kırım, Rusya Federasyonu tarafından dünyanın gözleri önünde, milletlerarası anlaşmaların yok sayılarak ilhak edilmesinden sonra Kırım Türklerine baskılar artıyor. 1944 yılında Stalin yönetimi tarafından yurtlarından sürülen Kırım Türklerinden bir kısmı, Kırım’ın Ukrayna’da kalmasından sonra yurtlarına dönmeye başlamıştı. Rusya’nın Kırım’ı gasp etmesinden sonra ilk yasak Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na ve son yasak da Kırım Türklerinin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Kırım Tatar Milli Meclisi’ne gelmişti.      Son alınan haberlere göre Bahçesaray bölgesindeki bir ilkokulun gösterisinde, çocukların haberimizin başında yer alan Kırım Tatar sembolü “tarak tamga”yı taşıyan tişörtleri giymesine izin verilmedi. Çocuklar ancak tarak tamganın görünmesini engelleyecek bir şekilde tişörtlerini ters giydikten sonra sahneye çıkabildi. Ayrıca konser programında yer alan Ukrayna dilindeki Одна калина(Bir kartopu) adlı şarkı da Rus yetkililerin baskısı sonrası konserden çıkarıldı.
Bunları okuyuca ilk akla gelen Maye Safet’in mısraları oluyor:
Tüşüñe kelsinler
Gürdeli ve altın zamanlar, kelsin.
Avada dalğalansın,
Tamğalı, şüretli kök sancaq.
Bağrında balalar,
Büyüsin, köklerde qanat kersin.
Kelecek nesiller,
Vatanım-yurtumnı saqlaycaq.
     Kırım Tatar kimliğinin en önemli parçalarından olan, havada dalgalansın, bağrında balalar büyüsün, göklerde kanat gersin dediğimiz gök bayrak bugün işgal yönetimi tarafından yokedilmeye çalışılıyor. Bu haber aslında bir paragraftan ibaret değil. Kırım Tatarlarının son 250 yıldır yaşadığı zulmü bilenler için çok daha fazlasını ifade ediyor. 2014’ün Şubat ayında başlayan işgalin ilk günlerinde Kırım Tatarlarının fikir önderleri ne demişti: “Rusya, ilk başlarda sevimli görünmeye çalışacak. Bir yandan Kırım Tatarlarını koruduğunu iddia ederken bir yandan da kişiliksizleştirmeye çalışacak. Zaman ilerledikçe liderler Kırım’dan uzaklaştırılacak ya da düzmece davalarla yargılanacak. Halk sürekli açılan davalarla, ev aramalarıyla, üstü kapalı ya da açıktan tehditlerle korkutulacak. Boyun eğmeyenleri Kırım’ı terketmeye zorlayacaklar. Milli meclisi kuklaları hale getirmeye çalışacaklar. Beceremezlerse kapatacaklar. Putin Rusyasının nihai hedefi Kırım Tatarlarının Kırım’daki siyasi varlığını sıfıra indirerek çok az nüfuslu bir folklorik azınlık haline getirmektir. İşgalin devam ettiği her gün vatandaki Kırım Tatarları yok olmaya bir adım daha yaklaşmaktadır.” Ne yazık ki bütün bunlar aynen gerçekleşti. Görünen o ki sıra tarak tamgalı gökbayrağımıza geldi. Buna da çocuklar üzerinden başladılar. Belki de ilerleyen günlerde tarak tamgalı gökbayrağımız da tehlikeli bir siyasi sembol olarak nitelendirilip yasaklanacak.
     Bu rezilliğe tepki gösterilmesi şarttır. Vatandaki Kırım Tatarları işgalci bir mafya düzeninin elinde baskı görüyor. Bütün bunlar olurken bazı satkınlar da hala Rus yönetiminin güzelliğinden bahsedip Putin’i coşkuyla selamlıyorlar. Yerini yurdunu terketmek zorunda kalmış ya da hapislerde yatan milli kahramanlarımızı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Buna dili varmayanlar da 'Ha Rusya, ha Ukrayna, ne değişti ki?' edebiyatıyla kafa bulandırıyor. Nelerin değiştiğini de vatandakiler son 2 yıldır çok acı bir şekilde görüyor, yaşıyor…"