Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 1926 yılında Bakü'de ilk kez toplanan Türkoloji (Türklük Bilimi) Kurultayı'nın 90. yılının kutlanması hakkında bir Kararname imzaladı. Bakü'de toplanan Türkoloji Kurultayı Türk halklarının kültür hayatında yeni bir merhalenin temeli olan dikkate değer bir faaliyettir.

     Bu kurultay sonucu Sovyetler Birliği'ndeki Türk halkları Latin alfabesini kabul etmişler, ardından Türkiye Cumhuriyeti de Latin alfabesini kabul etmişti. Bu yakınlaşmadan telaşa kapılan Ruslar, önce Türk halklarının her birinin şivesini yazı dili olarak benimsemelerini sağlamış; her bir Türk toplumunu farklı bir Kiril alfabesi kullanmak zorunda bırakmışlardı. Bununla da yetinmeyip 1930'lu yıllarda dünyanın en kanlı zalimi Stalin döneminde kurultaya katılan aydınlar idam cezasına mahkum edilmiş; daha hafif cezalar alanlar da kamplarda ve hapishanelerde işkencelerle öldürülmüştü.
     Karara göre, Azerbaycan Bakanlar Kurulu 90. yıl kutlama programlarını hazırlayıp hayata geçirecek.


KURULTAY NASIL GEÇMİŞTİ

     Günümüzden doksan yıl önce, 26 Şubat 1926 günü, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü’de Birinci Türkoloji Kurultayı toplanmıştı. Sovyetler Birliği’nin çeşitli cumhuriyetlerinde yaşayan Türklerin dil, edebiyat, tarih alanlarında çalışan temsilcileri, araştırmacılar, yazarlar, şairler bir araya gelerek dillerinin, alfabelerinin geleceği üzerine konuşmak, tartışmak ve geleceğe yönelik kararlar almak istiyorlardı.
     Kurultayın hazırlıkları birkaç yıl öncesinden başlamıştı. Sovyetlerdeki Türk soylu halkların yaşadığı cumhuriyetlere gidip bu bölgelerdeki yetkili kişilerin alfabe konusundaki görüşlerini almak üzere oluşturulan heyet 7 Ekim 1924 günü tahsis edilen bir vagonla yola çıkmıştı. Heyetin başkanlığını Semed Ağamalıoğlu yapıyordu. Ağamalıoğlu, Yeni Alfabe Komitesinin de başkanıydı. Azerbaycan’ın yetiştirdiği ünlü yazar, düşünür ve Molla Nesreddin dergisinin yayımcısı Mirza Celil Memmedguluzade de bu heyette yer alıyordu. Yeni Alfabe Komitesi üyesi Veli Huluflu, edebiyat öğretmeni Halid Said Hocayev, Bakü Üniversitesi profesörlerinden Mizirlinski heyetin diğer üyeleriydi. Heyete bir doktor, bir sayman bir de kâtip eklenmişti. Yaklaşık iki yıl boyunca bu heyet âdeta adım adım Türkistan coğrafyasını dolaşarak bir yandan Kurultay hazırlıklarını yürütmüşlerdi. Heyet bir yandan Kurultay hazırlıkları ile ilgileniyor diğer yandan da gittikleri her yerde alfabe, yazı, terim ile ilgili sorunları gündeme getiriyor, ortak alfabe ve ortak dil konusunda görüşleri alıyorlardı.
     Bu Kurultay’ın düşünce altyapısını ise XIX. yüzyılın sonlarında Kırım’da Dilde, fikirde, işte birlik ülküsüyle Tercüman gazetesini yayımlamaya başlayan Türk dünyasının ünlü yazarı, düşünürü ve eğitimci Gaspıralı İsmail Bey oluşturmuştu. Nitekim Kurultay’ın ünlü Türkolog Wilhelm Radloff’a adanmasını T. Menzel önerdiğinde Türk üyeler de Gaspıralı İsmail Bey’e adanmasını isteyeceklerdi. Sonunda her iki öneri de kabul edilecek, Birinci Türkoloji Kurultayı Gaspıralı İsmail Bey ile Wilhelm Radloff adlarına düzenlenecekti. W. Radloff da Türk topluluklarının dili ve edebiyatı araştırmalarının yanı sıra Orhon Yazıtları, Kutadgu Bilig vb. Türk dilinin anıtsal eserlerinin yayımını gerçekleştirmişti.
     Sovyetler Birliği sınırları içerisindeki Türk soylu halkların temsilcilerinin katıldığı bu ilk Türkoloji Kurultayı’nın adları belirlenebilen yüz otuz bir üyesi vardı. Ancak bu Kurultay’ın bütün katılımcılarının tam bir listesi tutulmamıştı. Bugün bile katılımcıların tamamının adlarının belirlenememesi Kurultay katılımcılarıyla ilgili yorumlar yapılmasına yol açmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanı Kurultay’ın toplanmasından yaklaşık dört yıl önce, 4 Ağustos 1922’de şehit düşen Enver Paşa’nın da Kurultay’a katıldığı bilgisinin verilmesidir.
     Kurultay tutanaklarında yer alan bilgilerden Türk dili, edebiyatı, tarihi üzerine çalışan dünyaca ünlü Türkologların, Altayistlerin bu Kurultay’a davetli oldukları anlaşılıyor. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nden Birinci Türkoloji Kurultayı’na daha iki yıl önce Gazi Mustafa Kemal’in talimatıyla İstanbul Darülfünunu bünyesinde Türkiyat Enstitüsünü kuran ünlü edebiyat araştırmacımız Köprülüzade Mehmet Fuat Bey ile Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelip yerleşen Hüseyinzade Ali Bey genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcileri olarak davet edilmişlerdi. Daha genç bir subayken yazı ve dil konusunda düşünceler geliştiren, Latin alfabesinin kabul edilmesi düşüncesini ileri süren Gazi Mustafa Kemal, Türk dünyasında alfabe konusundaki gelişmeleri ve Bakü Türkoloji Kurultayı ile ilgili girişimleri dikkat ve ilgiyle takip ediyordu. Gazi Mustafa Kemal, Köprülüzade Mehmet Fuat ile Hüseyinzade Ali Beylerin de bu Kurultay’a katılmalarını istemişti.