Necip Fazıl Kısakürek

     25 Mayıs 1983 tarihinde Türk edebiyatının ulu bir çınarı devrilmişti. 26 Mayıs 1904'te İstanbul'da doğan Necip Fazıl Kısakürek, daha yirmi dört yaşındayken Türk şiirinin zirve eserlerinden "Kaldırımlar"ın şairi olarak haklı bir şöhrete sahip olmuştu.

     1934 yılında Seyyid Abdülhakim Arvasi ile tanışmış, hayatı değişmişti. O güne kadar yazdığı bir çok eseri reddederek kendisine yeni bir yol seçmişti.  Bu yolda iftiralara uğramış, mahkemelerde sürünmüş, zindanlarda çürütülmek istenmiş, ihanete uğramış ama yolundan dönmemişti.
     Çileli bir ömrün son demlerinde sevenlerinden "Sultan'üş-Şuara" (Şairlerin Sultanı) unvanını almıştı.
     Şiirlerini topladığı Çile başta olmak üzere şiir, tiyatro, roman, fıkra vb. türlerde onlarca eser bırakarak fani dünyaya veda eden şairin mısraları 26 Mayıs 1983 günü sevenlerinin dilindeydi:
          "Cenazemde olmasın çelengim, top arabam
            Götürsün tabutumu tam inanmış dört adam"
     Bu sözlerin sihrine kendini kaptıran genç, yaşlı binlerce insan Fatih camiinde buluşmuştu. Herkeste hüzün ve teessür vardı. Öyle ki Eyüp Sultan mezarlığına defnedilecek olan üstadın tabutunu ne polis, ne asker, ne de oğulları heyecanlı kalabalığın elinden alıp cenaze arabasına koyamıyordu. Edirnekapı'yı geçip Demirkapı'ya gelindiğinde polis ve asker güç kullanmaya karar vererek hüzünlü kalabalığı dağıtmış, elli bir kişiyi gözaltına alarak tabutu cenaze arabasına koyabilmişlerdi.
     Cenazesine uzaklardan gelip evine başsağlığına gidenlerden biri olan Ahmed Kaplan'ın, ölüm anında Üstad'ın başında bulunan oğlu Ömer Kısakürek'ten naklettiği cümleler aynen şöyle: "Çok güzel öldü" dedi, Ömer. "Gece saat biri on geçiyordu. Fenalaştı. Beni yanına çağırdı. Beni kaldır ve oturt dedi. Kaldırdım, oturdu. Elini alnıma götürdü. Ufuklarda bir yolcu ararcasına uzaklara baktı. Tebessüm etti ve beni yatır dedi. Yatırdım Bana Kur'an oku dedi; Yasin sûresini oku... Okumaya başladım. Yüzünde boncuk boncuk ter. Kelime-i Şehâdet getirmeye başladı. Ruhunu teslim etti." (Erciyes, Haziran 1983 Necip Fazıl Kısakürek Özel Eki). Zaten ölüm hakkında çok derin tefekkürü olan bir şairdi. Şu mısralar onundu:
          "Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
            Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?"
     Vasiyeti de eserleri gibi edebi olmuştu. Vasiyetinin bir bölümünde; "Allah’ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!... Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız! Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği ve ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!” demişti.
     Bir ölüm yıldönümünde daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.