Selçuklular döneminden itibaren Türklerle omuz omuza olan, her zaman el üstünde tutulan, Osmanlı devletinde sadakat sahibi vatandaşlar olarak görülen Ermeniler, İngiltere, Fransa, Rusya ve Amerika Birleşik Devletlerinin kışkırtmalarıyla devlete karşı isyanlara başlamışlardı.

     İsyanları bastırılsa da güçlü devletlerin himaye ettiği Ermeniler padişah Abdülhamid Han’a suikast tertiplemişler, Birinci Dünya Savaşında da düşmanla işbirliği yapmışlardı. Bunlarla baş etmekte zorlana devlet Ermenilerin bir kısmını tehlikeli bölgelerden uzaklaştırmak maksadıyla “tehcir” (göç ettirme) kararı almıştı.
     Tehcir esnasında, daha önce Ermeni isyanlarında zarar görenler ve fırsatçıların saldırıları olmuşsa da devlet bunlara karşı tedbir almıştı. Ancak, Ermenileri kullanan ve yüzüstü bırakıp kaçan Fransızlar ve İngilizler boş durmadılar:  İngilizlerin isteği ile Ermenilerin göç ettirilmesi esnasında görev alan bazı yöneticiler ile ilgili asılsız soruşturmalar açılır. Bunlardan birisi de Yozgat bölgesinde Müslümanları katleden Ermenilerin göç ettirilmesinde görev alan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’dir. Kemal Bey sırf İngilizler istedi diye Mahkeme Başkanı Nemrut Mustafa Paşa'nın idare ettiği divan tarafından 8 Nisan 1919’da idama mahkûm edilir ve idam edilir. Bu haksız idam halk tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştır. TBMM tarafından Kemal Bey’e ‘’Milli Şehid’’ unvanı vermiştir. Kemal Bey’in idam sehpasına çıkarken son sözleri ‘’Yaşasın Millet’’olmuştur.