Yazdır
Kategori: Haberler

     Çin’de ünlü Uygur akademisyen İlham Tohti,  Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan ve Uygur Türklerine yönelik siyasetini eleştirmek suçundan (!) gözaltına alındı. Alınan haberlere göre İlham Tohti 15 Ocak Çarşamba günü Pekin’de gözaltına alındı. 

 

     Uygurların haklarını savunan Tohti’nin eşi ve yakınları da evinde gözaltına alınan ünlü ekonomistin nerede olduğunu öğrenemediler.

     Tohti'in eşi Guzalay Nur,  polislerin evlerine gelerek Tohti’yi sebep belirtmeden gözaltına aldıklarını, bilgisayarına ve kitaplarına da el koyduklarını bildirdiler. Gözaltına alınan Tohti’nin eşi telefonla "Kocama güveniyorum. Kendisi kanunsuz iş yapmadı. Kocam Uygur Özerk bölgesindeki nüfusla ilgili araştırma makaleleri yazdı. Bundan başka bir sebep yok”  dediği belirtildi.

     Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hong Lei basın toplantısında yaptığı konuşmada, Tohti’nin, güvenlik görevlileri tarafından hukuka uygun olarak ‘’kanunu çiğneme şüphesiyle’’ tutukladığını söyledi. Hong, yetkililerin, olayı kanunlara göre(!) ele almakta olduğunu da ifade etti.

     Tohti, 2013 Kasım ayında Reuters ajansına yabancı gazetecilerle konuştuğu gerekçesiyle devlet güvenlik görevlileri tarafından tehdit edildiğini bildirmişti.

     Tohti’nin ömür boyu hapis cezasına karşılık gelen ‘’bölücülüğü tahrik’’ suçlaması ile yargılanabileceği kaydedildi. 

     Tohti, yüksek öğrenimini gördüğü Pekin Minzu Üniversitesinde ekonomi profesörü olarak görev yapıyordu. 2006’da Çince ve Uygurca yayım yapan ve sosyal meselelerin tartışıldığı bir internet sitesi kurmuştu. Sitesi2008 yılında devlet tarafından kapatılmıştı. 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Urumçi şehrinde çıkan göre yüzlerce kişinin öldüğü Uygur-Çinli çatışmalarından sonra yaptığı açıklamalar sebebiyle tutuklanıp daha sonra serbest bırakılmıştı.

     Tohti,  Çin’in iç kesimlerden Uygur bölgesine insan göçü yoluyla Uygurların kendi yurtlarında azınlık durumuna düşürülmesi;  Uygur kızların Çin’in doğusuna iş bulmak için gönderilmesi (kötü yola düşürülmek istenmesi) yollarıyla Uygurların asimile edilmesi politikasını eleştirmişti. Vali Nur Bekri’yi de Uygurları koruyup kollamak yerine 1984 Bölgesel Etnik Özerklik Kanunu’nun gereğinden fazla katı olarak yorumlaması ve bölgenin istikrar ve güvenliğine vurgu yapmasını eleştirmişti. Bu eleştirilerinin ardından ‘’bölücülük’’ suçlamasıyla gözaltına alınmış, ABD Başkanı Barack Obama’nın baskıları sonucu Çinli muhaliflerle birlikte serbest kalmıştı.

     5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Başşehri Urumçi’de, yüzlerce Uygur Türkünün öldürüldüğü olaylar, Doğu Türkistan’ın hem Türkiye’de hem de Dünya’da daha fazla gündeme gelmesine sebep olmuştu. Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin gerilmemesi adına, siyasi söylemlerden kaçınan  hatta resmi yazışmalarda “Doğu Türkistan” ibaresini kullanmayan Türkiye, uzun yıllardan sonra ilk kez bu olaylardan sonra, bölgeye yönelik en sert ve uyarıcı tabirleri kullanarak Çin’i eleştirmişti. Çinliler de buna mukabil olarak Türkiye’yi “Turancılık”la suçlamışlar; Türkiye’ye karşı Ermeni ve Kürt kartını oyuna sürmeyi dile getirmişlerdi. Daha sonra Türkiye ile Çin arasında yeni ziyaretler yapılmış, anlaşmalar imzalanmıştı. Türkiye’nin Filistin meselesinde gösterdiği hassasiyeti Doğu Türkistan davasında göstermediği ortaya çıkmıştı.